Aralık172012
Bazı şeyler değişiyor Mark,
Bugün soğuktu hava bu kentte. Evdeydim tüm gün. Boğazım ağrıyor, burnum tıkalı ve yorgunum. Dün konserde biraz fazla kafa salladım sanırım o yüzden de boynum ağrıyor. İşe yarayan hiç bir şey yapmadım. Boş bir gündü bugün. Kendime bile vakit ayırmadım.
Çok düşünüyorum bu aralar. Şu anda “Oda sıcak oldu çıkıp kombiyi kapatsam mı” diye düşünüyorum. Kombisi balkonda bu evin. Yağmur yağdığında kombiyle bir işin varsa şemsiyeyi alıyorsun.
Sigur Rós çalıyor Mark, yeni sardım bunlara. Değişik bir kafadalar. İzlanda’lılar. Şimdi de onların hayatlarını düşünüyorum mesela. Soğuk ülkelerde yaşayan insanları düşünüyorum. Kar yağarsa evde üşür müyüz onu da düşünüyorum.
Dedim ya, çok düşünüyorum bu aralar. Ne yemek yesem, ne zaman yesem, ne okusam diye düşünüyorum ama en çok O’nu düşünüyorum.
Her şeyimi onunla yapmak istiyorum Mark. Blogumun temasını onunla beraber değiştirmeyi, onunla beraber alışverişe gitmeyi, onunla beraber kışlıklarımı çıkartmayı, onunla beraber ucu bucağı belli olmayan yollara sapmayı, eski fotoğraflarıma bakmayı, davulumu temizlemeyi, bir uçağı beklemeyi, uzun bir yolculuğa çıkmayı, yürümeyi, uyumayı, kahvaltı etmeyi, film izlemeyi, konsere gitmeyi, üşümeyi, şiir okumayı, zil denemeyi, trampet denemeyi sonra tekrar yürümeyi her şeyi ama her şeyi onunla beraber yapmak istiyorum.
Keşke diyorum bazen, yanımda olsaydı şu anda ben ona şiirler okurken, ki tabi ki Bécquer’den, o uyuyakalsaydı. Sonra ben onun yanına, koltuğuma oturup ona bir şeyler yazsaydım. Onu seyretseydim saatler boyunca. Uyumadan sadece onu seyretseydim.
Çok seviyorum o kızı Mark. Tarif edemeyecek kadar çok seviyorum. Düşününce bile bazen karnıma bir şeyler oluyor. Ondan güzel cümleler duyunca elim ayağım tutmuyor. Sevmek sanki yeniden tanımlanıyor. Keşke sende yaşayabilsen bu duyguyu.
Bir büyü diyorum beni ona bağlayana ve ondan Büyü diyorum ona. Büyü, ne kadar mistik değil mi? Her şeyin başlangıcı gibi sanki…
Rüyasına gir Mark…
the Poet
17.12.2012
3
Yorum
Aralık32012
Sevgilim;
Bir dizi balonu göğe bırakır gibi
Seviyorum seni!
Büyülüyor düşlerimi
Kopmuş saç telleri,
Üzerime sinen güzel bir koku,
Uzaklarda yaşayan yaşlı bir kadın.
Bir buğday tanesi
Dönüşürken
Bir bulgur tanesine
Ben sana sarılmak istemişim
-Kemiklerini kırarcasına-
Çok mu?
Yağmur ne güzel tınlıyor
Çatı katı evimde
Ve
Bir ninni çalıyor
Derken
Dans etmeye başlıyor martılar
Ve
Sebzelerine hikayeler okuyor bir manav…
Sevgilim;
Bir dizi balonu yağmurdan korur gibi
Seviyorum seni!
the Poet
03.12.2012
1
Yorum
Kasım302012
Rose Mary;
Bir hışımla başlayan gecenin
En soğuk finali…
Dengesizlikler içinde
Yüzen bir gemi gibi,
Tayfasından bihaber
Bir kaptan gibi,
Ağaçtan erik yemeye çalışan
Küçücük bir çocuk gibi
Umursamaz geçirdiğin günlerin
Hatrına
Adını vücuduma kazıdım.
Rose Mary;
Sayı nedir bilmeyen bir örgüte
Birinci dereceden denklemler
Öğretirdin.
Sen
Tek kelime bile anlamayan
Çiçeklerine
Kitaplar okurdun.
En çok da Kiralık Konak’ı okumuştun.
Düşünmenin haram olduğu insanlarla
Gazeteler okurdun,
Ellerini karartıncaya kadar…
Ah Rose Mary;
Ellerim ve ayaklarım daha az üşüyecek
Bu kış.
Hep aynı yöne esen rüzgarlara
Kutsal kitapları varmışcasına
Saygı gösterip,
Pastel çocukların balonlarını
Çalmalarına izin vermeyeceğim.
Elleri ve ayakları daha az üşüyecek
O kızın.
Güzel günlerimiz olacak.
Yürüyerek dünyayı gezeceğiz
Ve
Oralardan sana kartlar atacağız.
Barcelona’dan
Madrid’ten
Londra’dan
Yeni Delhi’den
Şanghay’dan
Johannesburg’tan
Okuduğumuz kitapları sana getireceğiz.
Dünyanın en güzel şehrinde
Seni anacağız.
Ah Rose Mary;
Kış geliyor artık bu şehre
Dönme vakti gelmedi mi?
Sen söyle…
the Poet
30.11.2012
2
Yorum
Kasım162012
Mark,
Sana ne desem bilmem ki,
Hem gidensin,
Hem kalan…
the Poet
16.11.2012
3
Yorum
12AM
Şiir ne? diyorsun kenetlerken
gözbebeğime mavi gözbebeğini.
Demek şiir ne, diyorsun! Bunu sen mi soruyorsun?
Şiir… şiir sensin.
Bécquer
Kasım132012
Salıncakların asılı olduğu
Ağaçlarla dolu
Bir ormanda
Yalnız başıma yürürken
Duyduğum sesin
Gizemiyle,
Öten cırcır böceklerinin
Anlık haykırışları
Ve
Hep bir telaşla
Bir işi yetiştirmeye çalışan
Karıncaların
Kararlılığıyla
Sana,
Senden gelecek olanlara
İnanarak
Bir göl kenarında
Geçmişimle seni bekledim.
Susuzdum,
Kuraktım
Ve
Bunalmıştım.
Senden gelecek bir
Tortuya bile
Hasret bedenimle,
Seninle beraber
Biraz daha olgunlaşacak
Ruhumla,
Günbegün artan sevgimle,
Kalbimin sunağında
Senin için
Sarı yapraklı defterler okuyacağım!
Ah sevgilim,
Üşüyen ellerin ve ayaklarınla
Gelsen bana,
Tanrı’nın gönderdiği melek misali
Geçmişinle beraber
Ve
Ben sana yepyeni bir
Gelecek açsam
Biraz da rock müzik çalsam
- Senin en sevdiğinden -
Sonra sana şiirler okusam…
Ah sevgilim, bir balkonu var bu evin
Fakat bu soğuklarda
Balkona çıkmayın diyor
Haber bültenleri.
Bir camın arkasından izleniyor,
Gün batımı,
Martılar
Ve
Haliç…
Sevgilim,
İlk yaprak çoktan düşmüştü
Şimdi sıra koskoca bir ağaçta…
the Poet
13.11.2012
1
Yorum
Ekim302012
Şarkıyla aynı tempoda
Öten martılar var gecede
Sevgilim!
Yağmur,
Haliç’i gördüğüm kirli bir balkon,
- Sen sevmezsin ama -
Hindistan cevizi aromalı bir tütsü,
Buzlu bir içecek,
Sabun kokuları,
Çiviler,
Çekiç,
Bir kitap,
Koltuğa usulca uzanmış bir defter…
Deniz kokusuna karışmış
Toprak kokusu da var sanki,
Yanlış duymuyorsam,
Bu köhne burnum yanıltmıyorsa beni.
Ötelerden gelen seslerle birlikte
Bir tutam da huzur var senden gelen…
Ah sevgilim,
Bu yağmurlarda balkonlara çıkmıyor
Haylaz çocuklar,
Pencerelerden gökyüzünü görmeye çalışıyorlar,
Sinsi eylemler planlayıp
Devasa örgütleri
Devirmek istiyorlar.
Aşk’ın zamanı var mıdır
Bunu öğrenmeye çalışıyorlar…
Bir bulut olsaydın gökyüzünde
En beyazı sen olurdun…
the Poet
30.10.2012
Ekim242012
Gök gürlüyor, şimşek çakıyor ama bir damla bile yağmur yağmıyor bu şehre. Hava istediğimin aksine soğuk ve rüzgar esiyor. Tahmin edersin pencerem yine açık tül rüzgardan şişiyor sonra geri iniyor, şişiyor iniyor, şişiyor iniyor bir düzen tutturmuş gidiyor.
Yine o adam, kısa boylu, kel, piyano çalan. Yine dünyanın en güzel şarkısını çalıyor. Yorgunum zaten şarkı daha kolay uyuşturuyor. Bir avuç toprak da cabası.
Balkona çıktım az önce. Yağmur yağıyor mu diye bakmaya. Sonuna kadar doğru olacağız ya birbirimize, sonuna kadar açık olacağız ya. Yağıyorsa yağmıyor demeyeyim diye. Ağır alkoller de var gecede. Yatak on beş cm uzağımda ama yatmıyorum. Nereden gelir, kimden gelmiştir bu inadım bilmiyorum, uykusuzluktan gebersem de uyumuyorum ama sen hep diyorsun uyku yatağa girdin zaman gelir diye.
Burası ince uzun bir çıkmaz sokakta, dış cephesi mavi mozaik taşlarla kaplı bir apartmanın çatı katı. Ufak bir ev ve biraz da yamuk. Orantısız. Bir de balkonu var.
Ah Rose Mary, bir balkonu var bu evin! diyebileceğim bir balkonu var. Nihayet. Hem de deniz manzaralı Mark. Hatırlar mısın? Bilir misin deniz manzaralı balkonlarda kurulan hayalleri? Senin ağzına sıçayım itoğluit! Bir de stüdyomuz var. Ufak ama iş görüyor Mark. Evimin hemen altında değil ama beş dakika uzağında. Yokuş çıkmak gerek, tek sıkıntı o. Hatırlar mısın Rose Mary bana hep yemek ye derdin. “Tığ gibisin çocuğum gel iki lokma daha ye” diye yalvarırdın. O çocuk iki lokma değil iki ekmek yedi Rose Mary ve hayallerimize uzak bir tipe sahip oldu Mark. Kısa boylu, göbekli saçlar da açılmaya başladı bilirsin Rose Mary seni çok seven kocanın da saçları açılmıştı. Hey gidi günler, içimde bir fil esnedi!
İçten içe, usulca, sessizce edilen dualarla büyüyen çocukları hiç merak etmiyor musun Rose Mary? Peki ya Büyü‘yü? O dualar artık onun için de ediliyor ve hayalini kurduğum kadın o sanırım Mark. Ulan hayallerime bu kadar yakınken ben bir şeyler olur da ters gider diye çok korkuyorum! Sen bilirsin belki sizin oralarda nasıl oluyor bu işler. Bir yol göster be, hadi lan geçmiş günlerin hiç mi hatırı yok? Beraber aldığımız kasetlerin, porno dergilerin, beraber yaptığımız şarkıların hiç mi hatırı yok?
Çok değişik hayatlar var sevgilim bu semtte, bu mahallede. Okula varmadan eteğini kıvıran kızlar, ilk derse dahi girmeyip okuldan kaçan ve bir sigarayı beraber içen çocuklar, veresiye defteri tutan bakkallar, sabah kahvaltısı için o bakkallara giden gelinlik yaştaki kızlar, o kızları acıkmış bir halde huysuzluk ederek bekleyen şımarık küçük kardeşler, her akşam önünden geçtiğim yıkılmamakta direnen ahşap ev ve o evde kurulan hayaller.
Sevgilim, bilir misin o evde nasıl hayatlar var ve nasıl hayaller kuruyorlar. Her insan hayal kurar derdi Rose Mary ve eklerdi “Hayal kurmak güzel şeydir”. O evden daha çok seni merak ediyorum sevgilim. Ne görüyorsun rüyanda, neyin hayalini kuruyorsun, ne düşünüyorsun?
Ah sevgilim bir balkonu var bu evin
Ve
Çok farklı düşünceler dolanıyor
Bu evde
Çok farklı sesler yankılanıyor.
İçten içe, sessizce, usulca
Bir sonsuzluk için dua ediliyor…
Gün geçtikçe daha çok büyüyor içimde bir şeyler ve daha çok sahipleniyor ruhum bazı olguları! Gözü açılır gibi düşün sevgilim.
Sabrıma sarıldım, irademe kol kanat gerdim.
Mutlu bir sonsuzluğa…
the Poet
24.10.2012
* Büyü demişti.
Ekim182012
Büyü!
Çıplaklığımla bile deşifre edemeyeceğim
Kadar
İçerdesin!
Alkol öldürür!
Sen ise ömrüme ömür katıyorsun.
the Poet
18.10.2012
2
Yorum
Ekim142012
Dünyanın en güzel şarkısı senin için
Çalıyor sevgilim…
Sen evinde usul usul uyuyorken
Ben burada
Kara bulanmış rüyaları
Canlı tutmaya çalışıyorken,
Güneşi doğmasın diye ikna etme çabalarım
Sonuçsuz kalıyorken
Ve
Bir kitap kıskanıyorken
Bir müzik aletini…
Bir balkonu var bu evin,
Ve
Orada alınıyor ağır alkoller
Ve
Hep orada yazılıyor
Mektuplar
Ve
Hep orada kuruluyor hayaller…
Ah Sevgilim, bir balkonu var bu evin
Ve
Senin için kuruluyor tüm cümleler…
the Poet
14.10.2012
2
Yorum
Ekim122012
Bir avuç toprağa baktım bugün Rose Mary,
Sadece bir avuç
Ve
Arkada o şarkı çalıyordu
“Beklerim yolunu aylar boyunca
Yeter ki gel bana senede bir gün”
Ah Rose Mary,bir balkonu var bu evin
Ve
O balkonda yazılıyor mektuplar
Ve
O evde görülüyor
Rüyalar.
Sen sen ol
Özletme kendini…
the Poet
12.10.2012
1
Yorum
Ekim112012
Uzun geçecek bu gece,
Özlemek günahsa eğer,
Bu gece aklıma gelme!
O.
the Poet
21.03.2010
3
Yorum
Eylül272012
Zaman dedi o Rose Mary;
Sadece zaman…
Zaman nedir ki,
Ben ona sonsuzluğu vadetmişken!
Ah Rose Mary, bir balkonu yok bu evin
Ve
Sokaktaki çocuklar caz çalmaya çalışırken
Bir şarkıyı daha katlediyorlar
Habersiz…
the Poet
27.09.2012
2
Yorum
Eylül162012
Ah Rose Mary,
Bir balkonu olacak o evin
Ve
Ben hep o kızdan bahsedeceğim sana
Senden bahsedeceğim o kıza…
Mark’a selam söyle…
the Poet
16.09.2012
1
Yorum